Epeyce zaman oldu yazmayalı... Ne yazmalıyım ki şimdi ben? Nerden başlamalıyım yani? Aslında fazlada değişen bir şey yok hayatımda. Hüzün, keder aynı şeyler. Yarım kalmış düşler ve yarım kalmış cümleler, tamamlanacağı günü bekler...O gün gelir mi, gelmez mi meçhul tabi. Hangi yarım kalan sevda tamamlanmış ki? Zaman mıydı istediğin? Oldu işte, bu da oldu her istediğin gibi. Zaman neleri aldı götürdü kim bilir hem senden hem benden. Dile dökülmez ya gerçekler yine kaldı içimizde bu yüzden. Sus! Çünkü susmak sana daha çok yakışıyor...
Havalar ısındı bu aralar bende çıkardım üstümde ki hasret paltosunu. Daha çıplağım şimdi, hayata karşı daha savunmasız belki de. Bekleyişin öyküsü için bu sefer yazdıklarım. Anlamayacaksın epeyce bir müddet ama sonra hak vereceksin sende bana. Her gün bir parça attım içimden sana dair. Git dedin ya sen bana, gitmeye çalışmalarım bunlarda işte. Kızma seni terk edişime çünkü sendin bensiz bir hayat isteyen sevgili... Ne diyor Candan Erçetin şarkısında:
Mademki benli hayat sana kafes kadar dar
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
Hadi git benden sana dilediğince izin
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin...
Tıpkı dağların doruklarında zamansızca kalabilmiş kar birikintisi gibi göz alıcı biriydin sen benim için. Ama vuslatın sarhoşluğu uzun sürmedi, düşlerimize yağmur yağdı bizim yar...
