04 Kasım 2015

Peki Ya Sen Kimsin?

Ne zamandır yokum meydanlarda. Yazacak şeylerim olmadığından değil de vaktim olmadığından bu kayıp sürecim. Yoksa kimin yazacakları biter ki hayat durmadan…
Dışarıda soğuk havalar hep hüzünlü anıları hatırlatır insana. İçini üşüten anılar bir bir akıl sahnende oynarken pişmanlıklar, keşkeler sıralanır ardı ardına. Sonra ya bir müzik çalara ya da bir kitap rafına uzanır el. Kendini okumak ister insan… satırlarda, melodilerde… Her kitap avucunuzun içinde tuttuğunuz hayalinizdir aslında. Ne arar ki insan satır aralarında? Her melodi ise dinlemeye çekinmediğiniz anılarınızdır genelde. Benim çok geniş bir kitap ve müzik arşivim var. Şöyle bakar oldum da az önce, ne kadar kasvetli kitaplarımın adı. Ben yatıyorum işte o raflarda. Neyi ararken acaba o kitaba uzanmış elim? Asıl bu sorunun cevabını bulmam lazım… Ya müzik arşivim? Bahsetmesem sanırım daha iyi olacak. Kendime hiç bu kadar dışarıdan bakmamışım meğer. O zaman sorarım şimdi,

Peki ya sen kimsin ve benim satır aralarımda hangi seni arıyorsun?
 

26 Mart 2015

AŞK BİR KOD MU?


Aşk deyince yüzümüzde tebessüm oluşsa da, unutmayın ki aşkın elden mendil düşürmeyeni de var, mide de kalpler uçuşturmayanı da…
Çoğu bilim adamı neden aşk? Sorusuna cevap arayıp duruyor senelerdir. Ve hep bir çarpışma var aralarında. Neden ki? Hiç mi âşık olmadı acaba bu bilim adamları. Mesela aşk insanı güzelleştirir, aşk insanı değerli hissettirir, aşk insana yaşama umudu verir… Ben bir bilim kadını olmadığıma göre sorunun cevabını mikroskopta ya da bilimsel rakamlarda aramaya gerek yok. Kalp atışlarını dinle, kulak ver aşkın sesine…

Ve işte en başta söylediğim gibi birde diğer yüzü var aşkın… Yalnız kaldığında, yastığa başını koyduğunda, en önemlisi aynada kendine baktığında gördüğün o aşk. Ağlatan… Kimi zaman hıçkıra hıçkıra, kimi zaman avaz avaz. İşte şimdi gelsin o bilim adamları ve cevaplasınlar, İnsan bile bile acı çeker mi? 










Varmı aranızda bu soruya cevap verecek bilim adamı?

13 Şubat 2015

YA KENDİNE GÜVEN YA KARŞIDAN GELENE


Neden herkesin yüzleri farklı? Çünkü herkesin hayatları farklı. Bakın insanların yüzlerine, nasılda her şey yazılı bir roman gibi. Hele gözler... Tıpkı bir ayna gibi yaşanmışlıklara. Yaşar insan sürekli, ya istediğini ya da kaderini. İsmi yoksa yaşadığının tadı da yoktur…

Merhaba iç yalnızlığım. Bak benden sana kocaman bir zeytin dalı. Gel barışalım, biraz sitem doluyum ama hasretimde sana. Tüm yaşadıklarım sende saklı çünkü. Seninle tekrar barışmak geride yarım bıraktıklarıma kavuşmak gibi. Hayat bu işte, lambaların olmadığı bir trafikte karşıya geçmeye çalışmak gibi. Ya kendine güven ister yada karşıdan gelene…

21 Ocak 2015

Dar Kaldırımlar


Yıllar, alıştırdı sadece… Acılara, hüzünlere, gözyaşlarına. Daha güçlü artık bu kadın içindeki yalnızlıkla… Ölüm herkes için eşitken yaşamak neden değil?
Ne dünümde kalan mutlu bir anım var sanki ne de yarına dair umudum. Neden insanlar birbirine ya hep eksik ya da hep fazla? Olanı da olmayanı da kabullenmek neden bu kadar zor? Hani hayırlısını yaradan bilirdi, şimdi neye bu isyan? Yüceltmeyeceksin kimseyi. Neyse o kadar davranacaksın. Yücelttikçe beğenmez olur karşındaki seni.

Artık insanlar birlikte yürümesin diye dar yapılıyor kaldırımlar. Bizde bu oyuna yenik düştük. Dar kaldırımlarda sen önden ilerlerken ben arkada kaldım. Aslında geniş olsaydı da fark etmezdi kaldırımlar, dar kafalıydı çünkü insanlar…


Sözüm o ki, ne zaman derler ki sevmek ayıp değil işte belki o zaman yürekler buluşur….

03 Ocak 2015

Yoktu Çünkü Bir Bank Yoktu Artık Eylül

Neden sustu bütün şarkılar? Şimdi tek bir cümle yok hissettiklerimi anlatacak. Ya melodiler benimle ya da satır araları. Hep arada çünkü yaşadıklarım. Ne tam olarak bir kitap ne tam bir beste… Oysa hayat hep güzel, eylül hep güzel… Nedendir bilmem eylülde yaşarım hep. Sararmış yapraklar, parkta tek başına duran bir bank… Üstünde oturan yoktur kesin ya da çok nadir rastlarsınız. O havada kimin derdi, tek başına oturmak için oraya götürecek kadar içli ki… Bense her yerin bina olduğu bir ilde, sararmış yaprakların arasında yalnız kalmış bir bank arayan oldum. Yoktu! Olmayacaktı da! Ya çok kalabalıktı parklar ya karanlık ama yalnız değildi.

Bu kadar zaman oldu yazmayalı. Neydi kalemimi susturan? Cevapsız kalmış kocaman bir soru şimdi bu. İşte şimdi kelimelerim saklandı, gizlice buluştu ücra köşelerde. Yoktu çünkü bir bank, yoktu artık eylül. Saklanmaları gerekiyordu ama buluşmaları da…