30 Haziran 2012

Benim Kanatlarım; Kelimelerim


Bazıları hep sordu neden yazıyorsun diye, bazıları okudu geçti, bazıları oralı bile olmadı, bazıları takdir etti... Kanatları olan bir kuş uçmaktan başka ne ister? Ya da uçmaktan başka ne yapabilir? Benim kanatlarımda kelimelerim. Yazmaktan başka ne yapabilirim ki? Hani söylemek istediğimiz çoğu şey konuşma bittikten sonra aklımıza gelir ya, işte ben öyle bir durum yaşamıyorum kanatlarım sayasinde ;) Söylemek istediğim, haykırmak istediğim çoğu şey kimi zaman açık bir şekilde, kimi zaman alttan alttan göndermelerle yazılıdır sayfalarımda, Anlayana... Bazı şeyleri ne kadar çok haykırmak istersek o kadar haykırır gibi susarız. Neyse bir çay koyunda içelim, şekersiz olsun  =)
Yıllar değişiyor, gündem değişiyor, çevre değişiyor. İyi de arkadaş o zaman ben nerde yanlış yapıyorum? Senelerdir yapılacaklar listem halen aynı;
*eğitim hayatından kurtulmak
*araba almak
*mutlu olmak
*evlenmek
*kariyer yapmak
*hedeflerime odaklanmak v.b.
Ya bu arada bugün günlerden ne? Yoksa ben yerimde mi sayıyorum? Evet hemen yeni yapılacak listemi açıklıyorum;
*önceki yapacaklarını unutmak =))

Haydi sevgiyle kalın. Bak sevgiyle kalın deyince nasılda aklıma düştü yine sevgilim, yollara düşesim geldi yine. Ah be yar şu dalgalara karışsanda gönül kıyılarıma vursanda içimdeki şu hasret ateşini bir serinletsen...

Gözünüz kulağınız bende olsun, gönlünüz ise en sevdiğinizde ;)

21 Haziran 2012

Henüz Yok Ortada


Aslında ne yazacağımı çok düşündüm. Fakat şöyle bir şey var ki Çarşamba günü Kuzey Güney izlerken konumun ne olacağına karar verdim. Sezon finalinin özeti sanırım “birinin canını yakmak istiyorsan en yakınının canını yak”. Aslında ne kadar basit ve geçerli bir yöntem değil mi? Hangimiz sevdiğimiz insanın canı yanınca üzülmeyiz?
Herşeyin yolunda olduğu bir hayatta yaşıyor olmak sanırım çokta güzel bir düşünce değil. Çabalayacak bir şeyleri olması lazım insanın hayatta bence. Sevdiği için çabalamalı, ailesi için çabalamalı, dostları için çabalamalı gibi gibi... Sonuçta hiçbirimiz süperman değiliz, ve hiçbir zaman olamayacağız. Nasıl da kompozisyona benzer bir hayatımız var. Giriş, gelişme, sonuç... Herkesin hayatının giriş kısmı süslü cümleler ile yazılıdır. Sonuçta burda maksat devamını okuması için karşı tarafı merak ettirmek. Ve süslü cümlelerden sonra gelişme bölümüne geliriz yavaşça. İşte gerçekler burda başlanır anlatılmaya. Hüzünler, kalp kırgınlıkları, gözyaşları ve tabi mutluluklar. Hayatımıza gireni çıkanı yazmayız burda genelde, çünkü çoğu zaman niye gittiklerini bilmeyiz. Hep kendi kırgınlıklarımızı ve kendimizi haklı bulduğumuz zamanlar yazılıdır burda. Gözyaşlarımızı hatırlarız çoğu zaman ve hep sevdiklerimiz için akmıştır. Belki bir sevgili, belki bir dost, belki bir anne için... Bakınca ne kadarda tuhaf demi beynimizdeki düşünce;  onun canı yanacağına benimkisi yansın, boşver ben üzüleyim ya... İşte konumuzda tam bu değil mi? Hep fedakarlık yapmaya hazırız, çünkü onları ağlarken görmeyi sevmeyiz, kıyamayız... Hayatımızın gelişme bölümü böyle hikayeler ile devam eder genelde. Ve çoğu zaman hiç düşünmeyiz sevdiklerimizi kaybetmeyi ya da bizim canımızı yakmak için sevdiklerimizi kullanabileceklerini...
Kimse sevdikleri ile sınanmasın diyorum ve yazımı bitiriyorum...

He bu arada sonuç bölümüne gelince; Henüz yok ortada...


sevgiyle kalın...

18 Haziran 2012

Öğrencilikten Terfi


Oooo olamaz, en son yazımı 4 Haziranda yazmışım. Eee mezuniyetti, memlekete dönüştü derken vakit bulamamışım belliki =) Tabi bunlar geçerli sebepler değil biliyorum. Memlekete dönüştü falan derken iş bulma olayını arada da hallettim, benden kaçar mı =) Artık öğrencilikten öğretmenliğe terfi ettim, hepimize hayırlı olsun...
Bu süreçler gerçekten zor ve yükü ağır süreçlermiş. Vedalar aynı zamanda gelen başlangıçlar derken hayatın rüzgarına kapılıveriyoruz. Elimde bir sürü puzzle taşı ama nereye koyacağımı bulamıyorum. Bulamıyorum derken hepsi kendi kedine oturuyor bir yerlere. Ve hiç alışık olmadığım resimler çıkıyor ortaya.
Şimdi Eylülde tekrar başlayacak bir okulum yok. Şimdi ki telaşlar çok başka. Okulumda öğrencilerime yetebilecek miyim derken tabi onu takip eden hayat kurma telaşı var yüreğimde. Şimdilik bu kadar yazıyorum, sadece yazmayı unutmadığımı bilin diye =) En kısa zamanda tekrar güzel yazılarımla burda olacağım...
He bu arada yazı atlamayalım ya; güneş, kum, deniz... Herşey gönlünüzce olsun.

04 Haziran 2012

Hunili Güzel


Bazen duygularını anlatacak kelimeler bulamaz insan. Yada hangisini anlatacağını bilemez. Kalp kırgınlıklarını mı? Özlemlerini mi? Keşkelerini mi? İyikilerini mi? Sitemlerini mi? Vesaire vesaire... Yani aslında anlatacak çok şey vardır. Şimdi yeni başlangıçlar var hayatımda. Okul bitti, aile yanına dönüş yapıldı, iş arayışları başladı, sorumluluklar arttı, evlilik planları yapılmaya başlandı... Hangisini toparlarım diye düşünürken buluyorum çoğu zaman kendimi. Belkide akışına bırakmak lazım bilmiyorum ama yapamıyorum.
Tereddüt etmeye başladığım zaman bacaklarımda beni taşımaktan vazgeçiyor gibi adeta. Bu aralar tam bir küçük emrah gibiyim tasvir edilecek olursa. Çatık kaşlar, heran ağlamaya başlayacak gibi duran sulu sulu gözler, büzük dudaklar... Küçük kız kocaman olmuş meğer bunu şimdi daha net görüyorum. Bir varmış bir yokmuşlar ne de güzel dinlenirmiş küçükken, ne de güzel kandırılırmışız meğer. Oysa hayat bildiğin siyah.! Renkleri bulmak sana kalmış. Belki toz pembesini bulursun, belki beyazı, belki siyahın içinde kaybolursun... Şimdi şimdi başlıyorum ben neler yaşadım diye hayatımı izlemeye. Yüzümdeki sivilce lekeleri, kollarımdaki yara izleri hepsi farklı farklı an’ları hatırlatıyor bana. Resimler tek tek canlanıp oynuyor gözümün önünde. Bir aile fotoğrafım var mesela eskilerden kalan 4 kişilik. Sanırım 4 kişilik bir aile fotoğrafına sahip olmayalı seneler oldu...  Fotoğraflarımdan insanların eksildiğini gördükçe plan yapmaktan vazgeçtim. Hayal kurmayı bile erteledim kendime. Yapılması gereken çok şey vardı çünkü onlardan önce. İlk önce Selda kendini toplarlayacak, kendine vakit ayıracak, beynini boşaltacak, vizesiz finalsiz bir hayata uyum sağlamaya çalışacak =)
Bir masal yazılacak olsaydı benim hayatımla ilgili, masalın adı ne olurdu bilmiyorum ama herhalde beni canlandıran masal kahramanının adı Hunili Güzel olurdu. Yani masalın özeti “delidir ne yapsa yeridir”. =))
 Hadi ben kaçtım... Güneşiniz parlak, yazınız sıcak, gülüşünüz içten olsun. He birde gözünüz kulağınız bende olsun ;)