Keşke konuşmak için onunda harfleri olsaydı. Keşke oda diyebilseydi ‘’ben yapmadım’’ ‘’beni affet’’. Keşke sevgimizin kıyemetini bilmeyen birinin gözüne bakıp bizi sevip sevmediğini anlamaya çalışmaktansa bizi karşılıksız seven ‘’o’’nun gözlerine baksak ve anlasak bizi ne kadar sevdiğini, tek bir okşanmaya bütün kalbini vereceğini.
Bakma bana öle masum masum ben dayanamam ki sana. Sana el uzatanlara o kadar laf söylerken sesim duyulmuyor diye bakma bana. Ye işte verdiğim şu yemeği elimden gelen sadece bu sana, bakma öyle bana. Sevsem seni, öpsem öpsem hatta içime soksam biraz olsun gülümser misin bana? Ben hakkımı arayamıyorum diye ezilmek, hırpalanmak kaderim mi diye haykırmak istiyorsun demi? Evet madem bunu anlıyorsun benim yerime sen haykır diyorsun, onuda anlıyorum. Anlıyoruz üstelik emin ol, yani tek ben değil çok kişi anlıyor. Susmuyoruzda aslında ama dinlenmiyoruz tek sorun bu. Hani sen öyle çaresizce bekliyorsun ya bizde öyle bekliyoruz işte.
Ne tatlı gözlerin var, yumuşacık patilerin, yumuşacık göbüşün var. Beni özlediğini o kuyruk sallamandan anlıyorum ya işte o zaman dünyalar benim oluyor. Böyle atlıyorsun ya üzerime üzerime, sonra canımı yakıyorsun istemeden ve ben ofluyorum ya sende öle oturup yüzüme bakıyorsun işte o an gidiyor bütün acım. ‘’istemeyerek oldu ben sadece sarılmak istemiştim’’ der gibi gözlerime bakıyorsun ya ‘’olsun geçti bile’’ diyesim geliyor benimde sana hatta ‘’acımadı ki’’ diye yalan söylemek. Ben seni emin ol çok iyi anlıyorum ve seninde beni anladığını çok iyi biliyorum.
