Geçmişe dair deli bir özlem var
yüreğimde. O kadar ki, bu özlemin şiddeti ile günümden tad dahi alamıyorum. Geçmiş
derken; 6-7 sene öncesi işte...
Benim zamanımda heycanlar
masumdu. Bir erkek akşam kızı yatağa atacağım diye heycalanmazdı. Bir kız ne
zaman öpüşeceğiz diye geceleri hayaller kurmazdı. Ne bileyim, benim zamanımda
ya pencereden baktığımda beni görürse gibi masum heycanlar vardı. Eli elime
değdi diye utanırdık biz. Zamanın kurbanı oluyoruz hepimiz.
Şimdi herkes herkesi çok rahat
seviyor. Şu ona buna ruhsat vermeler var ya keşke duygularda da olabilse. Ruhsat
nedir? İnsanlığa uygunluktur bir nevi. O zaman “seni seviyorum” demek için bir
ruhsat alabilir miyim? Yoo efendim öyle hemen veremiyoruz önce “ben oturdum
düşündüm taşındım” ruhsatı almanız gerekiyor, sonrasında hemen espiri
yapabilme, anlayışlı olabilme, sabırlı olabilme, dürüstlük, sadıklık vesaire
vesaire sınavlarından geçtikten sonra “seni seviyorum” ruhsatı alabilirsiniz. He
tabi ortalıkta malum ruhsatını almış ama terketmiş çok insan var. Bunlarada bir
gün pişman olup geri dönmek isterlerse diye “avcunu yalama” ruhsatı
verebiliriz...
Sevmesi kolay olduğu gibi
terketmesi de kolay anladığınız gibi. Asıl kolay olan duygular... Hiç
tanımadığımız birine, öldürmek istercesine kin besleyebilen bir canlı olmadık
mı? Hiç tanımadığımız birine bedenimizi teslim edecek kadar kolay aşık olmadık
mı?
Hep gitmek isteyipte gidemediğim
o yerden, hep olmak isteyipte olamadığım o kişiye yazmış olayım bu yazımı...
Her şey kolay, asıl zor olan Birlikte Ölmeye Cesaret Etmek.

