29 Temmuz 2012

Her Şey Geçti


             
                Oysa ne güzel bir hayal dünyam vardı benim. Şimdi oda yok... Sizin hayallerinizin içine acı karıştı mı hiç? İnsan hayallerinin içinede acı sıkıştırır mı? Hayal nedir? Hayal kurarken tekrar tekrar ağlar mı insan?
                Bazen gecenin zifirisi gibi gelir hayat bize. Rütben ister çocuk olsun ister subay farkeder mi zifiri karanlıkta? Mutsuzsun işte ve o yüzden zifiri seninde adın. Tamamen çıkmaz sokaklarla dolu sanki, ucu bucağı gözükmeyen bir karanlık işte. Bir adım atsam karanlığın içinden bana aydınlık gelen bir yöne doğru. Sonra biri gelse ve kulağıma fısıldasa “her şey geçti”... Sonra ben bu mutlulukla deli gibi şarkı söylesem kimse duymasa beni ama herkes beğense sesimi.
Hayaller ne baharlar saklar demi içinde? Ne yeşeren umutlar. Bir gün o hayallerin biri gülümser belki bize diye, deli gibi hayal kuruyoruz işte.  Bir gün mutluluk banada gülümser diye kuruyorum bu hayalleri... Umut nasıl fakirin ekmeği ise, hayalde mutsuzun umudu işte.

Esaretin altında kalmış yüreğimin nefesi
Yitip gitmek mi bunun tek çaresi?
Lambalar kapansın duyuluyor gözyaşımın sesi
Üzülmesin sevdalılar
Leylasız mecnun yazmamış bu şehir efsanesi...
               

Saklı Kalanlar


Eski bir masal takıldı bugün rüyama. Uyanmak istemedim adeta. Mutluydu sonu çünkü, birlikte gülmeler, birlikte susmalar, birlikte ağlamalar vardı. Hatta gitmeler bile birlikte yapılmıştı. Ama uyandım...
O kadar nefret ediyorum ki yazdığım her yazının içinde aslında birilerinin saklı olmasından, ama başka türlüde yazamıyorum işte. Sonra yazdıklarımı silmek zorunda kalıyorum sanki herkes kimden bahsettiğimi anlamış gibi geliyor. Şimdilerde hayal gücüm ile avutuyorum kendimi. Aslında sadece şimdilerde yaptığım bir şey değil bu sanırım...
Sanırım ben uyurken kalbimi çalmış olmalılar. Ya da tam olarak öyle değilde duygularımı diyelim... Her neyse bugün yazımı uzatasım yok hiç, neden bilmiyorum. O zaman küçük bir dörtlükle kapatalım bugünlük yazımızda böyle olsun ;)

Eskilerden ne var aklında diye sorarlarsa bir gün sana
Rahat rahat cevap ver diye, daha çok gidiyorum uzaklara
Her bir adımda kendimden de uzaklaşıyorum edata
Anıları, resimleri hatta hayallerimizi bile yok ettim
Ne var ki bir tek sevgimi yok edemedim, onuda sen bilemedin...

25 Temmuz 2012

Nerde Kaybettiğimi O Kadar İyi Hatırlarken


Yine buluştu akreple yelkovan. Bende kalemimle buluştum birden. Zamana hükmedebilenlere çok özeniyorum bazen. Hele hele böyle günlerce etrafa gülücük saçan o insanlar var ya, acayip imreniyorum...
Çaresi bulunur diye diye dert denizi içinde kaybolduk resmen. Dermansızlık küreklerimi aldı götürdü ve rüzgar o kadar acıdı ki halime tebessüm etmeye bile çekindi dalga çıkar diye... Gülüşümü arar oldum sebepsiz ve saçma yerlerde, oysa nerde kaybettiğimi o kadar iyi hatırlarken. Salağa yatmak ne kadar kolay değil mi? Etrafımda bulunan insanların salağa yatmasına sinir oluyorum işte, ve birde salağa yatıp kalkmayı unutmalarına...
Bazen sizde hayatınızın çok boktan olduğunu düşünüyor musunuz? Mesela en uzun mutluluğunuz ne kadar desem gerçekten merak ediyorum cevapları? Hayır o kadar mutsuz bir insan değilim belki ama mutluluk sınırının altında olduğumdan eminim. İnsan bir kere gülüşünü kaybetti mi çok zor toplaması ve ben toplayamanlardanım sanırım.
Hani yazılı olmayan bazı kuralları vardır insanın, kendi kendine koyduğu ve uygulamaya başladığı. Hatta bazen neden koyduğunu unuttuğu kurallar... En zor tarafı nedir biliyor musunuz bu kuralları koymanın? Sildirecek kimse bulamamak... Mağlup oldum ben hayat oyununda sanırım...

Not: eğer etrafınızda sevdikleriniz varsa ya da en önemlisi sizi sevdiğini belli eden insanlar varsa tebessüm etmekten kaçınmayın. Tebessüm paylaştıkça çoğalan en ucuz değerdir ;)

He bu arada sorum halen geçerli, cevaplarınızı yorum olarak atabilirsiniz ;) En uzun mutluluğunuz ne kadar sürdü?

23 Temmuz 2012

Büyümek İstemek Yaptığım En Çocukça Hata


Bazen gerçekler yüzleşmek istemeyeceğiniz kadar acı gelmiyor mu sizede? Yoksa bu sadece bana mı oluyor? Herşeyden öyle ustaca kaçıyorum ki, çünkü duyacaklarım önce benim canımı yakacak sonra benim söyleyeceklerim başkalarının canını... Sustukça büyümedik mi zaten? İçimize ata ata büyümek zorunda bırakıldık. Küçükken büyümek adına yaptığım duaların bu kadar çabuk kabul olacağını düşünmemiştim. Büyümek istemek yaptığım en çocukça hata...
Şimdilerde pusulası kaybolmuş bir kaptan gibiyim denizin ortasında. Zifiri karanlıkta ne önüm belli ne de kıyılara yakın olduğuma dair fener var ortalarda. Eğer kürek çekecek gücüm hala varsa savaştığım bir şeyler vardır. Fakat eğer oturmuş bir dalga çıkmasını ve kıyıya vurmayı bekliyorsam kendim için bile savaşacak gücüm kalmamış demektir. He peki sen ne yapıyorsun diye sormayın sakın. Çünkü ne yaptığımı bende bilmiyorum. Kalkıp kürek çekiyorum, iki kürek sonra pişman olup bırakıyorum...
Size sus artık diyen biri çıkana kadar her şeyi konuşun. İnanın ki susmak erdemlik falan değil sadece aptallık...
Geceniz aydınlık, yıldızınız parlak, yüzünüz güleç olsun ;)

21 Temmuz 2012

Peki


Kaç kere “peki” dedik karşımızdaki insana? Çok kez dedik elbet düşünmeye gerek yok. Peki bir soru daha kaç kez gerçekten kabul ettiğimiz için “peki” dedik? Hmm sanırım bu soru biraz zor oldu. Çoğu kez yorgun düştüğümüz için peki deriz. Açıklama yapmaktan kaçtığımız için peki deriz. Konu kapansın diye peki deriz. Ve en önemlisi bunu sanki karşıdaki kişi anlamıyormuş gibi rahat yaparız.
Kaç kez canınız yandı gerçekten? Ohooo dediğinizi duyar gibiyim burdan. Peki kaç kez GERÇEKTEN canınız yandı? Dönüp bir önceki cümleyi okumayın evet aynısını sordum, sadece vurguyu değiştirdim o kadar. Aslında canınız hiç yanmadı, yani canınızı başkaları hiç yakmadı... Kaç kere olmayacığını bildiğiniz şeyin hayali ile süslediniz gecelerinizi? Her gece... Hayallerimizdi canımızı yakan her seferinde, üstelik kendi kurduğumuz hayallerimiz... Hayallerimize dahil ederken onlara sormadık çünkü...
Geçmişte kalan kaç kişiyi gerçekten unuttunuz? Hiç birini...! Yoo ben unuttum demeyin hiç, unuttum derken bile kimi unuttuğunuzu hatırladığınızı gözünüzden kaçırıyorsunuz. Yaşananların hiçbiri unutulmak için yaşanmadı bence. Belki yenileriyle kıyaslanmak için, belki ders almak için ama boş yere değil...
Ne acılarım, ne peki’lerim, ne hayallerim benimde bitmedi ve kimse içinde unuttum onu demedim. Bende hayallerime dahil ederken insanları kimseden izin almadım ve bu yüzden hayallerimden bir anda çıktıklarında da onları suçlayacak yüzüm olmadı...
Neyse o kadar çok yazacak şeyim var ki aslında bu sefer ama biraz kafamı toplarlamak istiyorum. Hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin ama yıkılan hayallerinizin sorumluluğunuda başkalarına yüklemeyin...
He bu arada gülmek size çok yakışıyor =)

15 Temmuz 2012

Ben Hiç Bir Zaman Dolunay Olamayacağım


Aşk... Bir cümle midir yoksa bir kelime mi? Peki eğer cümle ise yüklemi ve öznesi nedir? Evet inkar edemezsiniz AŞK diye bir cümle var. Öznesi ve yüklemi olmayan ama iki yürekten oluşan.
Hayatım diye bir sesleniş var örneğin. Herkesin dilinde rezil olan bir kelime. Oysa ne kadar kısa ve net HAYATIM... Nefes alıp vermektir hayat ve bu yüzden nefesimiz olarak hissettiğimiz insana hayatım deriz, en azından BENCE...
Hayatım boyunca yaptığım hiçbir şeyden pişman olmadım, yanlış yaptığımı düşünmedim. Tek düşündüğüm, yanlış insanlar için o doğruları yapmış olmak, asıl koyanda bu olsa gerek. Hani herkesin her yerde okuduğu bir cümle vardır; hayatında olan herkes sana huzur verecektir kimisi gelmesiyle kimisi gitmesiyle... Kimin yazdığını şuan hatırlamıyorum ama doğruluğunu tartışmaya gerek yok sanırım.
Çok kısa değil yakın bir zamanda yıldız ve ay muhabbeti yaptım bir arkadaşla ve ayın hilal halini çok sevdiğini söyledi. Oysa ben ayın dolunay haline aşıktım. Neden diye sordu? Çünkü dedim, çünkü herşeyini tamamlamış daha ilerisi yok. Ve her şeyini tamamlamış olmanın gururu ile o kadar güzel aydılatıyor ki gecenin o karanlığını hayran olmamak elde değil. Ve sonra dedim ki “ben hiç bir zaman dolunay olamayacağım”. Ya yıldızlar? Sebepsizce baktıkça beni ağlatan tek gerçek onlar...
Sıkca dinlediğim bir şarkı var yalnız kaldığımda ve herşeyi özetleyen sözleri var;
“Her sevincin her kederin
En ölümsüz sevgilerin
Sonsuz denen göklerin
Herşeyin bir sonu varsa”
                Evet herşeyin bir sonu var diyor ve bu yazının da sonuna geliyorum. Biliyorum bu sefer saçma sapan şekilde bitti bu yazı ama anlatamadığım çok şey var, anlatmak için bulamadığım kelimeler var. Bir gün herşeyi anlatacak bütün kelimeleri topladığımda kitap yazacağım ve kitabımın adına da “Koybolan Kelimelerim” koyacağım...
                Sevgiyle, mutlulukla kalın. Benim mutlu olacak dermanım yokken, içimde kalan ufak mutluluk tanelerini size gönderiyorum. Ben kullanamıyorum siz tadını çıkarın ;)