Her zaman hakkımızı
savundamadığımız için kaybederiz. Hakkını savunanlar her zaman kazanıyor mu
peki? Hayır tabiki. Ama sesleri duyuluyor en azından duyulmasını istedikleri
kişiler tarafından.
İnsanlar var mesela sabahın
köründe kalkıp ayaküstü bir dilim ekmek, iki zeytin yiyerek yola düşen. Daha
işe varmadan, daha o gün bitmeden ertesi günün yoğunluğunu düşünen insanlar. Ay
sonu nasıl gelir diye elini başının arasında sıkıştıran insanlar. Dertleri bellidir
hep. Evde çocuk harçlık bekler, ev sahibi kira, faturalar yatırılmayı, hanım pazar
parası vs. vs. Şimdi nasıl gelsin ne ayın başı ne sonu? Yaşadığı şehirden bir
haber insanlar bunlar. Hayallerini yutmuş şehirler, geçim derdi peşindeler. Nasıl
gezsin tozsun... Yüzünde tebessüm yokken ne diye yaşamın güzelliklerinden
bahsetsin. Bu insana hayat nasıl güzel gelsin. Derdi çoktur belki ama sigara
alacak parası bile yoktur. Aslında vardır ama o parayı sigaraya verecek lüksü
yoktur. Birde ana baba hasreti yürekte...
İnsanlar var sesini duyurmak
isteyen. Bir günde bizim olsun gönüllerimizce konuşalım diyen. İsteklerini söyleme
hakkı olan insanlar var ama zorla susturulan. İnsanlar var benim ülkemde, bazı
bazı insan muamelesi dışında her muameleyi gören ama asla pes etmeyen. Benim ülkemde
“düşünce özgürlüğü” var diye kandırılan insanlar var en önemlisi.
Bugün güneş emekçiler için
parlıyor. Bugün tüm dünya sizi dinliyor. Örülen teller, alınan önlemlerle
ülkemde bu bayram gerektiği gibi kutlanamıyor olsada, bugün kulaklar sizde. Varsın
desinler biri sağcı biri solcu. Nasıl olsa ağzı olan herkes konuşmuyor mu?
İşçi gülemez mi? İşçi bayram edemez mi? Elele tutuşup halay çekemez mi?


