29 Mart 2012

İlkbahar Ne Kadar Müsait Aşık Olmak İçin


Eh şimdi baharda geldi tabi durupta hüzünlenecek değiliz. =) Herkesin içi cıvıl cıvılken, gözlere nem koymanın pekte anlamı yok. Güneşin hiç değişmeyen rengi baharda gözümüze gözümüze işler adeta. Oysa bulutlar her zaman maviydi... Canlanan renkler ile bende elimde olmadan rengarenk olmaya başlıyorum. Pembeyi, maviyi, sarıyı, turuncuyu üstümden düşüremiyorum resmen. Üstelik bütün kış siyah ve kahverengi giyinmişken bu değişiklik beni bile şaşırtıyor.
İlkbahar ne kadar musait aşık olmak için değil mi? Oysa kış öyle mi? Elinde kahven, pencere kenarında yapabildiğin tek şey acılarını düşünmektir. Hele bir de yaz gelmeye görsün =) Küçücük sahilde onlarca elele dolaşan çiftler, elalem ne derse desin çok da tın diyerek doya doya öpüşenler ve dahası tabi.
Benim ilkbaharı sevmem ayrı bir olay. Hem ilkbaharda doğmuşum hem de ilkbaharda objektifime düşen kareler çok daha güzel.
Neyse parlayan güneşin ilk yazısını böylece yazmış oldum. Güneşiniz ve sevginiz hiç solmasın, sağlıcakla kalın...

17 Mart 2012

Öyle Bir Zaman Var Ki...


Yine bir sohbet zamanı daha mı desek? Ya da yine bir rahatlama seansı mı desek? Hani dile getirilmekten korkulan bazı gerçekler vardır ya; “ben psikoloğa gidiyorum, ben depresyon ilacı alıyorum, ben uyku ilacı alıyorum” vesaire vesaire işte. Elalem ne der, bana ne gözle bakarlar, bana deli derler mi diye düşünerek kendi içimizde yaşattığımız gerçeklerden bahsediyorum işte.
Öyle zamanlar var ki; biz şuan öyle zamanlarda yaşıyoruz, herkesin psikolojik olarak destek alması gerekiyor. Zamanında psikolog olmak istediğimde bir rehber öğretmenim bana ne sıkıntın var diye sormuştu. İşte ben bana yöneltilen bu sorudan sonra aslında anladım ki, psikolog olmak isteyen herkes aslında kendi derdime çare bulurum umuduyla bu alanı seçiyor. Sonrasında ise insan aslında her derdin dermanının insanın kendisinde olduğunu  ve sadece konuşmanın insanın rahatlattığı kanısına varıyor. Yani aslına bakılırsa herkes konuşma ihtiyacından ötürü bile psikoloğa gidebilir. Herkesin derdi aynı mı? Değil. Peki öyleyse niye hepimiz aynı ilaçları kullanıyoruz? Çünkü hepimizin beynini rahatlatmaya, az da olsa dünyadan uzaklaşmaya ihtiyacı var. Hep bir şey düşünürken başka bir şey gelir aklımıza. Yatağa yattığımızda “ben yarın bankaya para yatıracağım unutmamam lazım” düşüncesiyle başlarız ardından “bankadan sonra ne yapacaktım, o para ne içindi, öğle yemeğini nerede yesem, bugün akşam arkadaşlarımla buluşacağım ne giysem” gibi gibi düşünceler alır başını gider ve hiç kimse çoğu zaman yatar yatmaz uyuyamaz bu yüzden. Bundan ötürü ara sırada olsa, sanırım o ilaçlara hepimizin ihtiyacı oluyor.  
Ama en önemlisi konuşmayı asla unutmamalıyız. İnsanlar dertlerini, sıkıntılarını başkalarına anlatırken bile hatalarının farkına varabiliyor. Yaşarken kendimizi haklı gördüğümüz çok şeyi başkasına anlatırken farklı görürüz.
Dediğim gibi öyle zamanlar var ki biz öyle zamanlarda yaşıyoruz; kelimeleri, cümleleri yanyana getirmekten korkmayın. Siz kendinizi anlatmadan başkasının sizi anlamasını beklemeyin... 

Bol sohbetli, az dertli günler diliyorum ;)