Yine bir sohbet zamanı daha mı
desek? Ya da yine bir rahatlama seansı mı desek? Hani dile getirilmekten
korkulan bazı gerçekler vardır ya; “ben psikoloğa gidiyorum, ben depresyon
ilacı alıyorum, ben uyku ilacı alıyorum” vesaire vesaire işte. Elalem ne der,
bana ne gözle bakarlar, bana deli derler mi diye düşünerek kendi içimizde
yaşattığımız gerçeklerden bahsediyorum işte.
Öyle zamanlar var ki; biz şuan
öyle zamanlarda yaşıyoruz, herkesin psikolojik olarak destek alması gerekiyor. Zamanında
psikolog olmak istediğimde bir rehber öğretmenim bana ne sıkıntın var diye
sormuştu. İşte ben bana yöneltilen bu sorudan sonra aslında anladım ki,
psikolog olmak isteyen herkes aslında kendi derdime çare bulurum umuduyla bu
alanı seçiyor. Sonrasında ise insan aslında her derdin dermanının insanın
kendisinde olduğunu ve sadece konuşmanın
insanın rahatlattığı kanısına varıyor. Yani aslına bakılırsa herkes konuşma
ihtiyacından ötürü bile psikoloğa gidebilir. Herkesin derdi aynı mı? Değil. Peki
öyleyse niye hepimiz aynı ilaçları kullanıyoruz? Çünkü hepimizin beynini
rahatlatmaya, az da olsa dünyadan uzaklaşmaya ihtiyacı var. Hep bir şey
düşünürken başka bir şey gelir aklımıza. Yatağa yattığımızda “ben yarın bankaya
para yatıracağım unutmamam lazım” düşüncesiyle başlarız ardından “bankadan
sonra ne yapacaktım, o para ne içindi, öğle yemeğini nerede yesem, bugün akşam
arkadaşlarımla buluşacağım ne giysem” gibi gibi düşünceler alır başını gider ve
hiç kimse çoğu zaman yatar yatmaz uyuyamaz bu yüzden. Bundan ötürü ara sırada
olsa, sanırım o ilaçlara hepimizin ihtiyacı oluyor.
Ama en önemlisi konuşmayı asla
unutmamalıyız. İnsanlar dertlerini, sıkıntılarını başkalarına anlatırken bile
hatalarının farkına varabiliyor. Yaşarken kendimizi haklı gördüğümüz çok şeyi
başkasına anlatırken farklı görürüz.
Dediğim gibi öyle zamanlar var ki
biz öyle zamanlarda yaşıyoruz; kelimeleri, cümleleri yanyana getirmekten
korkmayın. Siz kendinizi anlatmadan başkasının sizi anlamasını beklemeyin...
Bol sohbetli, az dertli günler diliyorum ;)