12 Ağustos 2011

Havaların Suçu Ne?



Yağmurlu bir gün bugün ama onca şeye rağmen güzel sokaklar,insanlar. Ramazana rağmen insanlar caddeleri yine yalnız bırakmıyor. Herkesin içini azda olsa sıkar herhalde böyle havalar. Benim çoğu zaman evime kapanasım, kahvemi alıp kitap okuyasım gelir böyle havalarda. Eeee git otur o zaman demeyin tabi çalışmak başka bir şey.  Böyle havalarda mutlu olmakta zor ya. Eee mutluluk tek başınada olmuyo zaten. Madem mutlu olamıyorum o zaman elimden geldiğince beni üzecek şeylerden de uzak durmaya çalışıyorum. Aman neyse ne saçmalıyorum işte böyle canım sıkılınca.
Aşık olmayı özledim. Deli gibi heycanlanmayı, yerli yersiz karın ağrılarımı özledim. Durduk yere hediyeler almayı hatta oturup günlerce kendim hediyeler yapmayı özledim. İşte bunlar hep böyle havaların marifeti. Ben ne güzel günlerdir işimle gücümle meşgüldüm niye depresif bi moda girdim bilmiyorum. Neyse bu yazıyı uzatmıycam en iyisi bu.

                                                                                   BUGÜN HERKES İÇİN GÜZEL OLSUN ;)

02 Ağustos 2011

Susma Hayat


Her gün biraz daha, biraz daha büyüyorum. Ve bunu yaşarken kimse bana büyümek ister misin diye sormuyor. Çocukken pembe pencerelerim vardı dışarıyı izlediğim. Bembeyaz bulutlar görürdüm ve gecelerimi sadece mutlu sonla biten masallar süslerdi. Oyuncak bebeğimin sesinden rahatsiz olur kulaklarımı tıkardım ya da hoşuma gitmeyen bir şey olduğunda yüzümü ekşitirdim. Büyüdükçe karardı hayat, karardı rüyalarım. Kaybettiklerimi sordum hayata, gıkını bile çıkarmadı. Oysa düş dedi düştük, kalk dedi kalktık. Acı almadan büyüyemezsin dedi eyvallah dedik. Küçükken ninniler eşliğinde uyuya kalırken şimdi yalanlar eşliğinde uyuyoruz işte daha ne kadar büyüyeceğiz ki? Söyle hayat nerde benim kaybolan bebeğimin çığlıkları?