Bazen hayatımızda olduğu için
bile mutlu olduğumuz insanlar vardır. İlla iyi anlaşmak zorunda değiliz, ama
hayatımızın kıyısında köşesinde onların olduğunu bilmek güzeldir. Bazı insanlar
da vardır ki, hayatımızda paylaşmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu bize
yansıtırlar. Siz bir gülersiniz onlar size on güler, iyi ki varsın demekten
alamazssınız kendinizi. Bunları bize kimse öğretmedi işte. Okulda bize kıymet
bilmeyi, sevginin değerini bilmeyi öğretmediler. Ama tecrübeyle sabittir. Bir bebek
ağladığında istediği her şeyi elde edebileceğini, ağlayıp istediklerini aldırabildiğini
görünce anlıyor ve tecrübeyle sabitliyor bunu kafasında.
Oysa öğrenemediğimiz tek şey,
tecrübe ile sabitlenmesine rağmen aynı hataya defalarca düşmemize neden olan
tek duygu, sanırım AŞK. Acısını defalarca çekmemize rağmen, kaybettiklerimizin
gözümüzün önünde olmasına rağmen, geçen zamanın alıp götürdüklerini bilmemize rağmen
nedense bir tek bu hataya defalarca, hemde isteyerek düşüyoruz. Aşk aslında
cehennemde yanacağını bile bile günah işlemek gibidir, aşk aslında kaplanın
sana saldıracağını bile bile sadece güzel görünüyor diye ona yanaşmaya
çalışmaktır, aşk aslında gözyaşlarının akacağını bile bile gülmek ve mutluymuş
gibi davranmaktır, aşk aslında çaresiz kalacağına bile bile umudunu
yitirmemektir, aşk aslında aşk aslında vesaire işte...
Yani yüzüne bin gülüp bir milyon
ağlatan insanlarda var aslında hayatlarımızda, ama dedim ya hayatımın kıyısında
bi köşesinde olmaları güzel. Ve son olarak söylüyorum ki;
AŞK, sevdiğin kadar sevilmek değildir, kalbinde ki heycana sahip çıkmaktır ve kimseye emanet etmemektir. (tecrübeyle sabitlenmiştir ;)
sağlıcakla kalın...
AŞK, sevdiğin kadar sevilmek değildir, kalbinde ki heycana sahip çıkmaktır ve kimseye emanet etmemektir. (tecrübeyle sabitlenmiştir ;)
sağlıcakla kalın...






