29 Mart 2012

İlkbahar Ne Kadar Müsait Aşık Olmak İçin


Eh şimdi baharda geldi tabi durupta hüzünlenecek değiliz. =) Herkesin içi cıvıl cıvılken, gözlere nem koymanın pekte anlamı yok. Güneşin hiç değişmeyen rengi baharda gözümüze gözümüze işler adeta. Oysa bulutlar her zaman maviydi... Canlanan renkler ile bende elimde olmadan rengarenk olmaya başlıyorum. Pembeyi, maviyi, sarıyı, turuncuyu üstümden düşüremiyorum resmen. Üstelik bütün kış siyah ve kahverengi giyinmişken bu değişiklik beni bile şaşırtıyor.
İlkbahar ne kadar musait aşık olmak için değil mi? Oysa kış öyle mi? Elinde kahven, pencere kenarında yapabildiğin tek şey acılarını düşünmektir. Hele bir de yaz gelmeye görsün =) Küçücük sahilde onlarca elele dolaşan çiftler, elalem ne derse desin çok da tın diyerek doya doya öpüşenler ve dahası tabi.
Benim ilkbaharı sevmem ayrı bir olay. Hem ilkbaharda doğmuşum hem de ilkbaharda objektifime düşen kareler çok daha güzel.
Neyse parlayan güneşin ilk yazısını böylece yazmış oldum. Güneşiniz ve sevginiz hiç solmasın, sağlıcakla kalın...

Hiç yorum yok: