Eh şimdi baharda geldi tabi durupta
hüzünlenecek değiliz. =) Herkesin içi cıvıl cıvılken, gözlere nem koymanın
pekte anlamı yok. Güneşin hiç değişmeyen rengi baharda gözümüze gözümüze işler
adeta. Oysa bulutlar her zaman maviydi... Canlanan renkler ile bende elimde
olmadan rengarenk olmaya başlıyorum. Pembeyi, maviyi, sarıyı, turuncuyu
üstümden düşüremiyorum resmen. Üstelik bütün kış siyah ve kahverengi
giyinmişken bu değişiklik beni bile şaşırtıyor.
İlkbahar ne kadar musait aşık
olmak için değil mi? Oysa kış öyle mi? Elinde kahven, pencere kenarında
yapabildiğin tek şey acılarını düşünmektir. Hele bir de yaz gelmeye görsün =)
Küçücük sahilde onlarca elele dolaşan çiftler, elalem ne derse desin çok da tın
diyerek doya doya öpüşenler ve dahası tabi.
Benim ilkbaharı sevmem ayrı bir
olay. Hem ilkbaharda doğmuşum hem de ilkbaharda objektifime düşen kareler çok
daha güzel.
Neyse parlayan güneşin ilk
yazısını böylece yazmış oldum. Güneşiniz ve sevginiz hiç solmasın,
sağlıcakla kalın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder