04 Temmuz 2017

ANLAMAYACAKSINIZ

Çok mutsuz olabilirsin. Çok acı çekmiş, çok ağlamış, çok kahrolmuş da olabilirsin hatta… Ama zaman durup da senin kendine gelmeni beklemeyecek kadar bencil ilerlemeye devam eder. Sen kalkıp arkasından koşmak zorunda kalırsın. Çektiğin acıları en derin sen hisseder, yaşadığın mutsuzlukları en iyi sen bilirsin, onlar sadece anladığını sanır seni. Anlamak ya da anlaşılmak bu kadar kolay mı gerçekten?
Tüm bu yaşadıkların sanki seni hiç öldürmüyor gibi, inatla kendini hırpalamaya devam edersin. Yalnızlık dersin, heh işte tam ihtiyacım olan şey. Öyle değil o işte. Onu da en iyi ben bilirim. Yalnız kalmak tekil kalmak değildir, çoğulun içinde tekil hissetmektir. Belki de hissettirilmek… Nasılsın sorusuna gün boyunca çok kez cevap verirsin. Ama hiç birinde durup kendini dinlemezsin. Sonra biri gelir sana nasılsın der işte iyiyim diye kitap yazarsın, yazdırır… Bu da demek oluyor ki asla yalnız kalamazsın; kimse içinde yalnız değildir, olamaz.
Gülümseyen herkesi öyle çok mutlu sanma, herkesin bitirmesi gereken rolleri vardır unutma. Sen şimdi belki bu saatten sonra eskisinden çok büyük kahkahalar atacaksın ama eskisi gibi asla güvenmeyeceksin, aslında olması gerektiği gibi.
Neyse işin özü, yaşanacak ve şahit olacak, biriktirecek daha çok “keşke” var. Biz pişmanlıklar yaşamayı severiz, pişman olacağımızı bile bile deneriz, olsun sizde asla bunun ne demek olduğunu anlamayacaksınız…

Hiç yorum yok: