Konuşamadığımız çok şey var bizim... Kelimelerin kulaklarını tıkadığı, cümlelerin birlikte görülmeyelim diye gizli gizli buluştukları suskunluklarımız var...
05 Aralık 2011
Kahve Molası
Saatler kahveyi gösterdi ve zamanı gelmişti biraz sohbetin, her bir kelime her bir yudumla eşleşmeliydi ve her yudum her dakikayla.
Eeee fazla ara vermemek lazım sohbetlere, sevgilere, hasretlere. Ama baktın özlediğin gibi olmadı ve doyamadın bi daha baktın gördün tek başınasın iki elle tutmuşsun fincanını tek bi noktadasın,korkma bunda da yalnızlığın anlam arayışı vardır. Elin hep iki fincanlık kahve yapmaya yelteniyorsa eğer, inkar etmeyede gerek yok özlemişsin demektir birini. Gözlerin uzaklara dalıyor, elin hafiften tuttuğun fincanın sıcağı ile yanıyorsa, hayallere dalıyorsan birde, fazla uzaklarda arama anılarını elbet bir yerlerde saklı resimler vardır. Geçen zamanı hatırlarsın ama şu unutulmamalıdır ki; zaman denen kavram sadece bugünün dün olmasını sağlar. Zaman değildir can yakan, yaşanan kötü deneyimlerdir aslında ya da bir türlü geçmişten kopamamaktır, geleceğe adapte olamamaktır. Geçtiğimiz yolları ararız hep, mutlu olduğumuz kolları belkide. Bu yüzden uzaklara dalar gözlerimiz hep, bu yüzden aynı sıcaklığı arar ellerimiz, bu yüzden aynı bakışı ister gözlerimiz, aynı sözleri arar kulaklarımız ama dolmaz o boşluk...
Uzun cümleler kuramıyorum bu sefer. Boğazımda aslında tüm yazacaklarım ama kelimelerim gibi gözyaşlarımda boğazımda. Söylenecek fazla bir şey yok aslında, zaten kahvede bitti iyi dileklerimiz ile kapatalım;
''Umarım Hasret Fazla Uzun Sürmez''
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder