Daha kaç yaşındayız deyipte
ertelediğimiz o kadar çok şey var ki. Şimdi bakıyorumda ne kadar çok zaman
kaybetmişim. Hep böyle değilmiyiz aslında? Daha yaşımız kaç, önümüzde o kadar
yıl var, daha çok erken diye diye öyle bir zaman geliyor ki şimdi kiminle helalleşsem
diye düşünüyoruz. Kaybetiklerimizi kim verecek bize? Böyle zamana karşı vurdum
duymaz yaşarken kime güvendik biz?
Ertelenecek hiç bir duygu, hiç
bir eylem olmamalı. Koşmak istiyorsan koş sana dur diyen yok, sevmek istiyorsan
sev kalbine hesap soran yok, sarılmak istiyorsan sarıl kolların bağlı değil ama
ne istiyorsan yap erteleme sadece... Ertelenmiş duyguların, eylemlerin
pişmanlıkları yapılmışlardan daha ağır bence. Yapsaydım acaba ne olacaktı
sorusu, keşke demeseydim bak hoşuna gitmedi demekten daha çok kemirir insanı. Yapamadığım,
ertelediğim duygularım yok benim. Gitmek istedim gittim, sövmek istedim anasına
bacısına kadar sövdüm, koşmak istedim rüzgara meydan okurcasına koştum,
sarılmak istedim sanki hiç bırakmayacakmış gibi sarıldım; işte sadece bu yüzden
hayattan istediğim herşeyi alıyorum diye düşünüyorum. O kadar şey yaptın hiç mi
üzülmedin, hiç mi terslenmedin diyorsanız eğer, evet onlarıda yaşadım. Hiç beklemediğim
anda kırıldım, hiç ummadığım şekilde terslendim, kulaklarım hiç unutamayacağı
sözlerde duydu ama ben sırf bu duyguları acaba yaşar mıyım diye yapacaklarımdan
vazgeçmedim, hayatın hileli duygularına kapılmadım. Evet ben üzüldüm, ben ağladım,
ben kırıldım AMA YİNE EN ÇOK BEN GÜLDÜM...
Bu hayat size sunulmuş, senin
hayatın sadece SENİN. Bir arkadaşın twitter’ın da okudum “bazı umutlar başka
zamanlarındır” diye. İşte böyle bir şey yok sadece siz o umudun gerçek olup
olmayacağını öğrenmek için zamanı erteliyorsunuz. Ertelenmişlikler sadece
gerçeklerden kaçışlarınızdır.
Az “keşke”li bol “iyi ki”li
zamanlar diliyorum. Unutmayın zaman sadece hayatın bir kandırmacası. Akreple
yelkovanın hipnozuna kapılmayın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder