30 Nisan 2012

Hepimizin Söyleyecek Sözü Var...


Her zaman hakkımızı savundamadığımız için kaybederiz. Hakkını savunanlar her zaman kazanıyor mu peki? Hayır tabiki. Ama sesleri duyuluyor en azından duyulmasını istedikleri kişiler tarafından.
İnsanlar var mesela sabahın köründe kalkıp ayaküstü bir dilim ekmek, iki zeytin yiyerek yola düşen. Daha işe varmadan, daha o gün bitmeden ertesi günün yoğunluğunu düşünen insanlar. Ay sonu nasıl gelir diye elini başının arasında sıkıştıran insanlar. Dertleri bellidir hep. Evde çocuk harçlık bekler, ev sahibi kira, faturalar yatırılmayı, hanım pazar parası vs. vs. Şimdi nasıl gelsin ne ayın başı ne sonu? Yaşadığı şehirden bir haber insanlar bunlar. Hayallerini yutmuş şehirler, geçim derdi peşindeler. Nasıl gezsin tozsun... Yüzünde tebessüm yokken ne diye yaşamın güzelliklerinden bahsetsin. Bu insana hayat nasıl güzel gelsin. Derdi çoktur belki ama sigara alacak parası bile yoktur. Aslında vardır ama o parayı sigaraya verecek lüksü yoktur. Birde ana baba hasreti yürekte...
İnsanlar var sesini duyurmak isteyen. Bir günde bizim olsun gönüllerimizce konuşalım diyen. İsteklerini söyleme hakkı olan insanlar var ama zorla susturulan. İnsanlar var benim ülkemde, bazı bazı insan muamelesi dışında her muameleyi gören ama asla pes etmeyen. Benim ülkemde “düşünce özgürlüğü” var diye kandırılan insanlar var en önemlisi.
Bugün güneş emekçiler için parlıyor. Bugün tüm dünya sizi dinliyor. Örülen teller, alınan önlemlerle ülkemde bu bayram gerektiği gibi kutlanamıyor olsada, bugün kulaklar sizde. Varsın desinler biri sağcı biri solcu. Nasıl olsa ağzı olan herkes konuşmuyor mu? 

İşçi gülemez mi? İşçi bayram edemez mi? Elele tutuşup halay çekemez mi? 




Hiç yorum yok: