21 Haziran 2012

Henüz Yok Ortada


Aslında ne yazacağımı çok düşündüm. Fakat şöyle bir şey var ki Çarşamba günü Kuzey Güney izlerken konumun ne olacağına karar verdim. Sezon finalinin özeti sanırım “birinin canını yakmak istiyorsan en yakınının canını yak”. Aslında ne kadar basit ve geçerli bir yöntem değil mi? Hangimiz sevdiğimiz insanın canı yanınca üzülmeyiz?
Herşeyin yolunda olduğu bir hayatta yaşıyor olmak sanırım çokta güzel bir düşünce değil. Çabalayacak bir şeyleri olması lazım insanın hayatta bence. Sevdiği için çabalamalı, ailesi için çabalamalı, dostları için çabalamalı gibi gibi... Sonuçta hiçbirimiz süperman değiliz, ve hiçbir zaman olamayacağız. Nasıl da kompozisyona benzer bir hayatımız var. Giriş, gelişme, sonuç... Herkesin hayatının giriş kısmı süslü cümleler ile yazılıdır. Sonuçta burda maksat devamını okuması için karşı tarafı merak ettirmek. Ve süslü cümlelerden sonra gelişme bölümüne geliriz yavaşça. İşte gerçekler burda başlanır anlatılmaya. Hüzünler, kalp kırgınlıkları, gözyaşları ve tabi mutluluklar. Hayatımıza gireni çıkanı yazmayız burda genelde, çünkü çoğu zaman niye gittiklerini bilmeyiz. Hep kendi kırgınlıklarımızı ve kendimizi haklı bulduğumuz zamanlar yazılıdır burda. Gözyaşlarımızı hatırlarız çoğu zaman ve hep sevdiklerimiz için akmıştır. Belki bir sevgili, belki bir dost, belki bir anne için... Bakınca ne kadarda tuhaf demi beynimizdeki düşünce;  onun canı yanacağına benimkisi yansın, boşver ben üzüleyim ya... İşte konumuzda tam bu değil mi? Hep fedakarlık yapmaya hazırız, çünkü onları ağlarken görmeyi sevmeyiz, kıyamayız... Hayatımızın gelişme bölümü böyle hikayeler ile devam eder genelde. Ve çoğu zaman hiç düşünmeyiz sevdiklerimizi kaybetmeyi ya da bizim canımızı yakmak için sevdiklerimizi kullanabileceklerini...
Kimse sevdikleri ile sınanmasın diyorum ve yazımı bitiriyorum...

He bu arada sonuç bölümüne gelince; Henüz yok ortada...


sevgiyle kalın...

Hiç yorum yok: