Herkes aşkı
bekleyen konumda hayatta. Kapının deliğinden bakıp orada biri olduğunu bildiği
halde zile basmasını beklemek gibi bir şey işte. Kimsede o çalmadan ben açayım
demiyor. Egolarımızla misafircilik mi oynuyoruz? Yo yo aslında tam olarak misafircilik
falan değil bu, egolarımızın kölesi gibi yaşıyoruz. O yap derse yaparız, bekle
derse bekleriz. “Heh tamam işte zil çaldı bak gördün mü beklediğime değiyormuş
işte” dersin tam, sonra seslenirsin “Kim o? Kim o? Kim o?” Ne o yoksa zile
basıp kaçan çocuklara mı denk geldik. Yankılanan sesinin etkisi geçene kadar
buruk bir hüsranla başbaşasın şimdi. Elde kalan sadece aşkın hayal kırıklığı
hali.
Nedendir bilinmez
bu kabuğumuza çekilmemiz. Herkes aynı şekilde yaşıyor, ama baksan herkes
cesaretli. Filmlerde oluyor genelde öyle bir anda gözgöze gelmeler, çarpışıp
kitapların yere dökülmesi ve ilk bakışmalar, çıkarsızca yapılan fedakarlıklar,
gecenin bir yarısında kalkıp şiirler yazmalar, saatlerce birbirini takip etmek
ve konuşamadan eve gitmeler ve bunların sonunda olan “evlilikler” vs. vs. Yaşayana
lafım yok bunları. Şanslı hisset işte kendini, sadece bu diyeceğim. Çünkü çoğumuzun
kapısını aşk böyle çalmıyor.( benimkisi tam anlamıyla böyle çalınmış olsada )
Sadece ben
mi böyle düşünüyorum ya da sadece ben mi böyle yaşıyorum sorusu gelir aklımıza
çoğu kez. Bırakın sürekli yorulma modunu. Dinlenmeyi hatırlatın biraz
kendinize. En son ne zaman yorulmayı bırakıp dinlendik. Beyin yorgunluğu, fizik
yorgunluğu, KALP yorgunluğu... Tutmuyor demek ki bizim aşk problemlerimizde
sağlama yapmak. Belki küçüklüğümüzden beri çoğumuz matematiği sevemedik ondan. İlk
önce bize abc demesini öğrettiler sonra sayılar gelince benzemetik bir şeye ve
öylece kaldılar...
Ama beklemek
her zaman kaybetmektir. An’ı yakaladığın sürece şanslısın, zaman bir gün
tersine akmadığı sürece giden gitmiştir çünkü. Şimdi ilk önce pencerenden bak
dünyaya. Bahar var, çiçekler var, mis kokular var, kalpte heycan var... Tadını
çıkar ve istiyorsan sen istediğinin peşinden git. Beyin gücü hepimizin o kadar
kuvvetli değil, istediğimizi ayağımıza getirelim. Ya da kapının ardında
bekleyen zile basacak kadar cesaretli değil...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder