Uzunca bir tatil arasından sonra
tekrardan merhaba... O kadar çok yazacak anlatacak şey birikti ki hangisinden
bahsetmeliyim bilmiyorum. Sarılmak ne kadar güven verici bir eylemmiş. Yaklaşık
bir sene sonra hissettim bu güveni ve huzurlu nefesi.
Öyle zama gelir ki zaman su gibi
akar, öyle bir zaman gelir ki bir gün yıl gibi geçer. Hüzün, keder, daha önce
hiç yaşamadığım kadar büyük kalp kırgınlıkları ve yine hiç olmadığım kadar
mutluluk... Şimdilerde ne mutluluğa anlam yükleyebiliyorum, ne de hüzne. Görünmez
bir mezar adeta zaman. Ağustosun çılgın sıcakları son bulmaya başlarken
sonbahar çalıyor kapıyı sararmaya başlayan umutlarla birlikte. Dalına tutunamamış
her umut yavaş yavaş yere düşecek ve yeşermek için ilkbaharı bekleyecek... Ben
nerdeyim bir bulabilsemde sonra seni aramaya başlasam yapraklarını dökmeden
sen. Ağlamamalısın der bir şarkı mısralarında ve dinleriz o şarkıyı saklamaya
çalışıtığımız gözyaşlarımızla.
Her gidenin dönüş yolu farklıdır.
Kimisi şafak sayar, kimisinin şafağı bile yoktur dönmek için. Şimdi küçük
sevinçleriniz sizin olsun, benim sessiz çığlıklarım bir şarkı olup geçiyor
gözlerimin önünden...
İyi Dinlemeler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder