Bir şarkı tut içinden. Öyle ki
senle ben arasında olsun. Şimdi tuttuğun şarkıyı mutluluklarımızla çarp ve
sonra üzüntülerimize böl. Neyse neyse bu işlemin sonucu yok bırak şarkıyı gitsin...
Hangimizin mutlulukları üzüntülerinden
fazla? Niye hep en sevdiğimiz şarkı üzüntümüzü tekrar tekrar hatırlamak için
seçilmiş oluyor? Niye anılarımızın katili olamıyoruz? Unutmak ateşe yürümek
gibi geliyor çoğu zaman. Unutursan yanarsın… Unutmaya çalışırken yaşayıpta
mutlu olan gördünüz mü siz hiç? Tam unuttum derken öyle güzel gelir ki o ritm. Ritm
derken yaklaşan ayak seslerinden bahsediyorum. Kimi zaman en güzel ritm değil
midir ayak sesi? Duymayı en çok özlediğim ritmdi belki, ama gidişin
ayak sesleri değildi duymak istediklerim… Ritmin akışına bırakın kendinizi. Hepimiz içimiz ağlarken gülmeyi öğrendik ama çok azımız içimiz ağlarken hıçkıra hıçkıra ağlamayı başarabildik...
Şimdi okumanız bittiyse hafifte
hüzün çöktüyse üzerinize kapatın her şeyi ve sokağa atın kendinizi. Bir parka
belkide… Salıncakta sallanan bir çocuğa yavaşça yanaşın ve sorun “Mutluluk
nasıl bir duygu?”
"mutluluk bence çok güzel bir duygu. mutluluk bence annemle babamın arasında uyumak demek. " ( Doruk- 5 yaşında )
"mutluluk bence çok güzel bir duygu. mutluluk bence annemle babamın arasında uyumak demek. " ( Doruk- 5 yaşında )

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder